gipta


gipta
I.
f.
счастье, удача; ср. auðna, hamingja, gæfa
II.
v. слаб. -ia-, praet. gipta, pp. giptr
1) выдавать замуж (кого — acc., кому — dat.)

fyrr skulu grónir grautardílarnir á hálsi þér, en ek muna gipta þér systur mína — я выдам за тебя свою сестру не прежде, чем заживут ожоги от каши у тебя на шее

, Eb. 41

gipti Hǫskuldr Gró systur sína — Хёскульд выдал замуж свою сестру Гро

þá kaus hann at gipta Áka dóttur sína — тогда предпочёл он выдать за Аки свою дочь

, Sturlg. 23
* * *
гл. сл. -ia- выдавать замуж (кого — дат., кому — дат.)
д-а. giftan, д-в-н. giften, ш. gifta, д., нор. gifte; к gefa

Old Norse-ensk orðabók. 2013.

Смотреть что такое "gipta" в других словарях:

  • gıpta — is., Ar. ġibṭa İmrenme, imrenti Gıptayla bakıp zaman zaman gökyüzüne / Rüzgârları hür, kuşları hür zannederiz. A. N. Asya Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller gıpta etmek gıptasını çekmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gıpta etmek — imrenmek Hayatı bu kadar basit ve formüllü gören samimi insanların bu zihniyetlerine gıpta ettim. A. Gündüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ELGIBTA — Gıpta olunur, gıpta ederim …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • Heirath, die — Die Heirath, plur. die en, die Verbindung zweyer Personen zum ehelichen Stande; wo dieses Wort von beyden dazu gehörigen Personen gesagt werden kann. Auf die Heirath gehen oder ausgehen, eine solche Verbindung zu treffen suchen; im gemeinen Leben …   Grammatisch-kritisches Wörterbuch der Hochdeutschen Mundart

  • anı — is. 1) Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra Üstadın bu anıyı anarken gözlerindeki mutluluk pırıltısına gıpta etmiştim. H. Taner 2) ed. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra Halit Ziya Uşaklıgil… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • formüllü — sf. Formülü olan Hayatı bu kadar basit ve formüllü gören samimi insanların bu zihniyetlerine gıpta ettim. A. Gündüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ihtiyarsız — sf. 1) Seçmesiz, irade dışı 2) zf. Düşünmeksizin, elde olmadan Eğer onların hakiki benliklerine, derin sırlarına vâkıf olmasaydık ihtiyarsız bağıracaktık: Ey gençlik! Ne gıpta edilecek bir varlıksın! A. Gündüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • imren — is. Görülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği, gıpta …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • imrenme — is. İmrenmek işi, gıpta Bütün bu saf sözleri, bir kısmı gerçek bir imrenme ile, bir kısmı içten gelen bir alayla dinliyordu. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • imrenmek — e 1) Beğenilen, hoşlanılan bir şeyi edinme veya bir yiyeceği yeme isteğini duymak İki gün evvel bir muhallebici dükkânının vitrinindeki kazandibine imrendim. B. Felek 2) Beğenilen bir kişi veya şeye benzemeyi istemek, gıpta etmek Çağımızın… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • imrenti — is. İmrenme, gıpta Döndü, bir kenardan imrentiyle kendisine bakmakta olan Berbat ı gördü. O. Kemal …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.